Beslenme Teknikleri / Büyükbaş Beslenme

BUZAĞI BESLEME
• Yeni doğan hayvanlar ruminant özelliği taşımazlar ve tek mideli hayvanlar gibi değerlendirilmelidirler. Buzağı doğduğunda dört mide içerisinde en gelişmiş olanı abomasumdur ve diğer midelerin toplamının iki katı kadar bir hacime sahiptir.
• Emilen kolostrum yada süt zaten henüz gelişmemiş olan rumen ve retikuluma hiç uğramadan emme refleksi ile birlikte oluşan sulkus osefagikus yoluyla doğrudan abomasuma gider. Sulkusun oluşumunda süt en iyi stimulandır. Glikoz ve sodyum bikarbonat çözeltileri de refleks oluşumunda etkilidirler.
• Süt ağızda tükrük lipazı ile karşılaşır. Abomasumda renin enziminin etkisi ile pıhtılaşır Pepsin enziminin ilk günlerde aktif olduğu bilinmektedir. Laktaz enzimi de aktiftir böylece buzağılar sütü büyük ölçüde sindirebilirler.
• Rumenin gelişimi hayvanın tükettiği kuru yem miktarına bağlıdır. Kısa zamanda katı yemlere geçilerek ön midelerin gelişimini sağlamak gerekir.


Doğum Sonrası Besleme ve Kolostrum
• Doğumu izleyen ilk 15 dakika - 4 saat içerisinde mutlaka kolostrum alması sağlanmalıdır. Günlük olarak verilecek kolostrum miktarı doğum ağırlığının % 10-12 si kadar olmalıdır. Bu miktarın yarısı ilk 4-6 saat içerisinde verilmeye çalışılmalıdır
• Öğün sayısı artırılarak buzağıların yeterli miktarda ağız sütü tüketmeleri sağlanmalıdır.
• Kolostrumun doğumu takiben mümkün olduğunca kısa sürede verilmesi mutlaka gereklidir:
• kolostrumdaki antikor titresi,
• immunoglobulinlerin parçalanmadan absorbe edilebilmesi,
• tuzlar sürgüt etki yaratarak mekonyumun kısa sürede dışarı atılmasını sağlar,
• yavrunun ilk günlerdeki besin madde ihtiyaçlarını tam olarak karşılar.
• Ağız sütünün bileşimi annenin kuru dönem beslenmesi ile de yakından ilgilidir. Kuru dönemin kısa tutulması ağız sütünde immünglobulin miktarını azaltır. Kuru dönemde vitamin yönünden yetersiz beslenme ağız sütünde vitamin konsantrasyonunu olumsuz etkiler. Ağız sütündeki immunglobulin konsantrasyonu hayvanın yaşı ilerledikçe artar.
• Buzağılar doğar doğmaz ya da en geç 24 saat içerisinde annelerinden ayrılmalıdır.
• ilk 3 gün mutlaka kolostrum verilmelidir.
• Kolostrum döneminden sonra da bir süre daha sıvı gıdalarla beslenilmelidir.
• Sıvı gıda olarak taze süt, yağsız süt, ekşitilmiş kolostrum, mastitisli ve antibiyotik uygulanmış hayvanlardan elde edilen sütler ve süt ikame yemleri kullanılabilir. Süre ise 1-3 ay arasında değişebilir.
• Temizlik ve hijyene dikkat edilmelidir.
• soğuk aylarda sıvı gıdalar ılıtılarak verilmelidir.
• Artan kolostrum dondurularak, buzdolabında saklanarak yada ekşitilerek daha sonraları da kullanılabilir.
• Yağlı veya yağsız sütle besleme programları takip edilebilir.
• Ekonomik olması halinde Süt İkame Yemi ( Buzağı Maması ) ile Besleme daha hijyenik ve kontrollü bir yöntemdir.

Buzağı mamaları
• Mamalarda %35-50 arasında yağsız süt tozu bulundurulmalıdır. Bu nedenle mamanın fiyatı daha çok süt tozu fiyatına bağlıdır.
• Buzağı mamalarının en az %22 ham protein ve %10 yağ ihtiva etmesi gerekir. Protein kaynağı olarak süt ürünleri yada soya proteini kullanılmalıdır. Sadece bitkisel kaynaklı proteinlerden olumlu sonuç alınmamaktadır. Yağ oranı %20'ye kadar çıkartılabilir.
• Buzağı mamasının kalitesi kullanılan protein kaynağına bağlı olarak değişir. Bu kaynakları 3 sınıfta toplamak mümkündür.
• 1. Sınıf Protein Kaynakları: Yağsız süt tozu, yağlı süt tozu, Kurutulmuş peynir altı suyu, laktozu alınmış peynir altı suyu, kazein, süt albumini
• 2. Sınıf Protein Kaynakları: Saflaştırılmış soya proteinleri, Soya konsantreler ve soya izolatları
• 3. Sınıf Protein Kaynakları: Balık protein konsantreleri, mayalar, yulaf unu, buğday unu

Erken Sütten Kesme
• Buzağılar 3 hafta gibi kısa bir sürede sütten kesilebilir. Fakat zorunlu olmadıkça süreyi bu kadar kısaltmamak gerekir. Çünkü bakım ve beslemede çok fazla titizliğe gerek duyulmaktadır. Çoğu yetiştiriciler erken sütten kesimde 4-8. haftaları tercih etmektedirler. Erken sütten kesimde kriter olarak yaş yerine tüketilen starter yemi miktarının alınması daha uygun olur. Bir buzağı 500-700 g starter yemi tüketebiliyorsa sütten kesim için uygun zaman gelmiş demektir.

Sağlıklı buzağı yetiştirilmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar
• 1. Süt ya da diğer sıvı gıdalar fazla verilmemelidir.
• 2. Günde iki öğün süt verilmeli, öğün sayısı artırılmamalıdır. Sıvı gıdaların iki öğünde verilmesi hayvanların günde iki defa gözlenme imkan verdiği için tercih edilmelidir.
• 3. Soğuk mevsimlerde hayvanın enerji ihtiyacının artacağı göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle soğuğun şiddetine göre hayvana verilecek süt miktarı 1.5 katına kadar, öğün sayısı ise 3'e çıkartılabilir.
• 4. Buzağı kayıplarının en büyük nedeni olarak ishaller gösterilmektedir. İshallerin tedavisinde erken davranmak oldukça önemlidir. İshal görülüyorsa verilen süt miktarı azaltılır hatta şiddetli vakalarda süt hiç verilmez. İshalin kayboluşuna bağlı olarak 3-6 öğün sadece, su ile hazırlanmış elektolit solüsyonlar günde canlı ağırlığının %10'unundan az olmayacak şekilde verilir.
• 5. Sıvı gıdalar 37.5°C sıcaklıkta verilmelidir.
• 6. Her türlü hijyene dikkat edilmeli ( Emzik, kova, bakıcı vs)
• 7. Barınağın sıcaklığı 16°C'den fazla olmamalıdır.
• 8. Temiz ve kuru altlık kullanılmalıdır.
• 9. Buzağıların barındırıldığı yerler kalabalık olmamalıdır. Her buzağı için en az 2.2 m2 yer olmalıdır.
• 10. Vitamin yetersizliğine karşı önlem olarak doğumdan hemen sonra enjektabl vitamin uygulaması yapılmalıdır.
• 11. Su içerikleri yüksek silaj ve taze mera otları, yem tüketimini sınırlayacağından büyümeyi olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle 3 aylık yaştan daha küçük hayvanlara verilmesi tavsiye edilmez.
• 12. Buzağılara temiz ve taze su 4. günden itibaren verilir. Özellikle sıcak havalarda sınırlı miktarda sıvı yemleme yapılan buzağılara mutlaka su verilmelidir. Sıvı yemler yanında su verilen hayvanlarda starter yem tüketiminin daha fazla olduğu ve hayvanların performansının daha iyi olduğu gözlenmektedir.

Buzağı Başlangıç Yemleri
• Buzağı yetiştiriciliğinde amaç bir an önce ön mideleri geliştirerek pahalı bir yem maddesi olan süt yada süt ikame yemlerinin kullanımını en aza indirmektir. Bu amaçla sıvı gıdalar yanında hayvanlara 4. günden itibaren kaliteli kaba yemler ve buzağı başlangıç yemi verilmeye başlanır. Starter yemi verilmesine ilk 10-12. günde mutlaka başlanmış olması gerekir. Bu sırada az miktarda tane mısır yada yulaf verilmesinin rumen gelişimi üzerine olumlu etkide bulunduğu da bildirilmektedir.
• Buzağı başlangıç yemlerinin kaliteli ve lezzetli, çok fazla inceltilmemiş, enerji ve protein bakımından zengin olması arzu edilir. Protein miktarı % 18 den az olmamalı hatta erken sütten kesim planlanmış ise HP miktarı % 20'ye çıkarılmalıdır. Yeme % 5 oranında melas ilave etmekle hem lezzet artırılır hem de tozlanmanın önüne geçilmiş olur. Başlangıç yemleri 12 haftalık süt emme döneminde günde 2.5-3 kg'ı geçmemek üzere verilebilir.

Süt Danası Yetiştiriciliği
• Yoğun şekilde süt ve süt ikame yemi kullanılarak yapılan bir yetiştiriciliktir. Hedeflenen canlı ağırlık 3-4 aylık yaşta 150-200 kg'dır. Çok açık renkte et elde edilmek istendiğinden hayvanın hareketi mümkün olduğunca kısıtlanır. Katı yemler verilmez. Sonuçta yaklaşık 10 kg süt ile ya da 1.3-1.5 kg süt ikame yemi ile 1 kg canlı ağırlık artışı elde edilebilir. İshale neden olmayacak şekilde yüksek miktarlarda süt kullanılabilir. Yaş ilerledikçe osefagal refleks kaybolabilir. Refleksi sürekli aktif tutabilmek için hayvanın doğumundan itibaren sürekli olarak yaklaşık aynı saatlerde beslenmesi ve sıvı gıdaların aynı sıcaklıkta ve aynı hazırlanış şekli ile verilmesi gerekir.

Genç Damızlık ve Boğaların Besin Madde İhtiyaçları
• Damızlık olarak ayrılacak buzağılarda süt emme döneminin uzatılması tavsiye edilebilir. Yaklaşık 12- 16 hafta süren buzağılık döneminde genç sığırlar günde ortalama 700-800 g günlük canlı ağırlık artışı göstererek dönem sonunda yaklaşık 120-130 kg'a ulaşır. Bu dönem içerisinde erkek ve dişi buzağıların gelişmesinde önemli bir farklılık gözlenmez. Takip eden dönemlerde ise erkekler daha fazla yem tüketerek daha yüksek canlı ağırlık kazanırlar. Genç sütçü boğa adaylarının serbest olarak yemlenerek seksüel olgunluğa ve sperm üretimine bir an önce başlamaları teşvik edilmelidir.
• Dişi damızlıklarda kaliteli kaba yemler ve konsantreler erken yaşta yeterli miktarda verilerek büyüme teşvik edilmelidir. Ancak sütçü düvelerin aşırı yağlandırılması onun ilerdeki süt verimini olumsuz yönde etkileyecektir. Aşırı yağlanma özellikle meme bezlerinin gelişimine engel olmaktadır. Bu nedenle süt emme döneminden sonra ağırlık artışı yavaş yavaş 500 g'a kadar düşürülmeli ve cinsel olgunluk yaşı kontrol altına alınmalıdır

İNEKLERDE SAĞIM ve SAĞIM TEKNİKLERİ
İyi sağılamayan ineğin süt verimi az olur. Sağım tekniğine göre yapılmazsa ineğin memeleri zarar görür. Sağımda temizliğe çok önem vermek gerekir.
Unutmayın, inek demek, meme demektir.

SAĞIMIN ÖNEMİ:
Süt sığırcılığında, fazla miktarda ve kaliteli süt elde edilmesi amaçlanır. Sütün, memeye zarar vermeden alınması gerekir. Eğer sağım uygun bir şekilde yapılmaz ise, hem alınan süt miktarı azalır, hem de meme hastalıkları oluşur. Bu da kârı azaltır.

MEMENİN YAPISI:
İneğin memesi, birbirinden bağımsız 4 bölümden oluşur. Dıştan bakıldığında memenin sağ ve sol yarımlarının birbirinden ayrıldığı, kesin olarak görülebilir. Meme yandan bakıldığında orta uzunlukta ve karın duvarına sıkıca bağlı olarak görülür. Genel olarak arka meme bölmeleri ön meme bölmelerinden daha büyüktür ve günlük üretilen sütün %60'ı arka meme bölmelerinden alınır.
Her meme bölmesi bir meme başı ile bitmekte ve süt meme başlarından alınmaktadır. Meme başlarının orta uzunlukta olması, memeye düzgün bir şekilde yerleşmesi meme başı deliğini büzen kasın sıkı olması gerekir. İneklerin bazılarında 4 meme başından başka küçük meme başları da bulunabilir. Fakat bunlar süt vermezler. Her meme bölmesinin içinde küçük odacıklar şeklinde süt üreten bezcikler vardır ve üzüm salkımı gibi görünürler. Buradan gelen süt ince borularla kalın boruya oradan da meme sarnıcına ulaşır.

SÜT KANDAN MI OLUR ?
Memede süt yapımı için gerekli besinler kan ile memeye taşınmaktadır. Üretilen sütün azlığı veya çokluğu memedeki damarlardan geçen kan miktarı ile ilgilidir. 1 litre süt üretimi için memeden 400 litre kanın geçmesi gerekir. Memedeki damarlar ne kadar çok kıvrımlı ve kalın olursa o kadar kan geçer ve o kadar fazla süt oluşur.
* Tımar hayvanda kan dolaşımının hızlanmasına ve dolaylı olarak süt verimine olumlu bir etki yapar.

SÜTÜN İNDİRİLMESİ
Sütün indirilmesi sinirsel ve hormonal bir refleks olup ineğin verebileceği en yüksek sütün elde edilmesinde büyük önem taşır. Memenin yıkanıp temizlenmesi, meme başlarına yapılan masaj, buzağının sağım yerinde oluşu gibi faktörlerle meme uyarılarak memeden sütün akışı başlatılır. Uyarının yapılmasını izleyen en geç bir dakika içinde sağım başlatılıp 10 dakika içinde tamamlanmalıdır. Aksi taktirde memedeki sütün bir kısmı içeride kalır.
İneğe yapılacak kötü muamele, gürültü veya ineğin kızmasına neden olabilecek herhangi bir olay meme uygun şekilde uyarılmış olsa bile süt çıkışını engelleyebilir. Bu olay ineğin sütünü tutması olarak isimlendirilir. Böylece memeden alınamayan süt miktarı artar.
Bir ineğin sağımı 10 dakika içinde tamamlanmalıdır.

SAĞIM TEKNİKLERİ
Süt sığırcılığında genel olarak 12 saat aralıklarla 2 sağım uygulanır.Memesinden süt akıtan veya kendi memesini emen inekler günde 3-4 kez sağılabilir.
Sağıma başlamadan önce şunlar yapılmalıdır.
1. Meme uygun şekilde uyarılarak sütün indirilmesi sağlanmalıdır. Bu uyarı; memenin yıkanıp kurulanması, sağımcı, sağım makinesinin sesi, ineğin önüne yem konulması şeklinde olabilir.
2. Sağımcı sadece sağımla ilgilenmelidir.
3. Sağımcıların elleri, lastik çizmeleri, sağım tulumları ve sağım aletleri temiz olmalıdır.
4. İneğin memesi ve meme başları ılık su ile yıkanmalıdır. Yıkamadan sonra temiz bir bez veya kağıt havlu ile kurulanmalıdır. Kağıt havlu pahalı olmasına rağmen çok sağlıklıdır. Memenin hastalanmasını önler.
5. Sağımın başında her meme başından çok az miktarda süt bir kaba süt sağılmalıdır. Böylece sütte bir bozukluk varsa anlaşılır.

EL İLE SAĞIM TEKNİĞİ
Avuç içi sağım, en iyi elle sağım şeklidir. Avuç içi sağımda meme başı avuç içine alınıp, baş parmak diğer parmakların üzerine gelecek şekilde kapatılır ve sıkılır. İlk defa sıkılıp süt akışı sağlanınca parmaklar açılır ve yeniden sıkılır. Sağım bu şekilde devam edilerek tamamlanır. Sağım tamamlandıktan sonra memeye yeniden masaj yapılarak süt bezleri tekrar uyarılır ve sağım yapılarak memedeki sütün tamamının alınması sağlanır. Böylece memede hastalık oluşumu önlenir

El ile yapılan sağımdaki yanlışlar:
* Meme ucunun büyük kısmının avuç dışında kalması sütün tamamen alınamamasına sebep olur. Meme ucu şişer ve meme zarar görür.
* Meme başı kesinlikle iki parmakla aşağıya doğru çekilmemelidir.
* Baş parmağın birinci boğumunun sırtı ile diğer parmaklar arasına meme başı sıkıştırılarak sağım yapılmamalıdır. Aksi takdirde meme başı zedelenir ve yara olur.
* Memede süt bırakılmamalıdır. Memede mikropların üreyerek hastalanmasına sebep olur.

MAKİNE İLE SAĞIM TEKNİĞİ
Makine ile sağımın esası, vakum uygulayarak sütün memeden dışarı alınmasıdır.Daha çok büyük işletmelerde uygulanır. Meme başlarına takılan emici tüpler sütü emerek sağar. Emzik denen bu tüp memeyi bir sıkar bir bırakır. Böylece hem sağım yapılır hem de memeye masaj yapılarak süt akımı sağlanır.

Sağım makinesi şu parçalardan oluşur:
1. Vakum pompası ve motor: Sağım için gerekli vakumu sağlar.
2. Vakum hortumları: Sağım için gerekli vakum etkisini makinenin emzik kısmına ulaştırır.
3. Pulsatör: Makinenin kalbidir. Sütün kesikli akışını sağlamak için memeyi bir kez sıkıştırıp, bir kez emer. Bunun için memeye uygulanan vakumu belirli aralıklarla keser.
4. Sağım başlıkları: Sütü emmek için 4 meme başına birer tane takılır. Bu 4 tüp sağım pençesi denen kısma sütü yollar. Süt oradan süt tankına yada güğümüne gönderilir.
5. Süt güğümü veya süt tankı: Sağılan sütün toplandığı yerlerdir.

SAĞIM MAKİNESİ NASIL TAKILIR ?
Sağım başlamadan evvel her meme başından bir miktar kaba süt sağılarak süt kontrol edilmelidir. Eğer bozukluk var ise o meme başı tedavi edilmeli ve buradan çıkan süt normal süte karıştırılmamalıdır. Memeler kontrol edildikten 1 dakika sonra sağım makinesinin meme başlıkları memeye takılmalıdır. Eğer geç kalınırsa memede süt kalır ve meme hastalıkları ortaya çıkar.
Sağım sonuna doğru memeye masaj yapılarak, sütün tamamının sağılması sağlanır. Masaj meme sağlığı için önemli olup, yaklaşık yarım dakika yapılmalıdır.

KALİTELİ SÜT NASIL ÜRETİLİR ?
Süt insanlar için mükemmel bir besin kaynağıdır. Sütün kalitesini birçok faktör etkiler. Bunlar ineğin sağlığı, süt kovaları, süt kapları ve sağım makinesinin temizliği, sağım kurallarına uyma ve sağılan sütün soğutulmasıdır.
Kaliteli süt elde etmenin ilk şartı ineğin sağlıklı olmasıdır.
Sütle bulaşan hastalıkların bir kaynağı da insandır. Bu nedenle bakıcı, sağımcı ve süt kapları ile uğraşan kişilerin temiz ve sağlıklı olması gereklidir. Sağımda kullanılan kova, sağım makineleri ve güğümlerin her kullanımdan sonra ilaçlı su ile temizlenmesi gereklidir.
Her sağımdan sonra süt hemen ahırdan çıkarılmalıdır. Aksi halde ahırın kokusu kısa sürede süte geçer. Güğüm kullanılan çiftliklerde sağılmış olan süt, en az 4 katlı bir tülbentten süzülmeli ve tülbent her sağımdan önce temizlenmelidir. Süt sağıldığında 37 0C’dir. Sağımı izleyen 2 saat içerisinde sütün sıcaklığının 10 0C’ye düşürülmesi mikropların çoğalmasını önler

KOYUNLARIN BAKIM VE BESLENMESİ
Koyun Yetiştiriciliğinin Avantajları
Dünyada üretilen etin % 50’si koyun, keçi, sığır gibi geviş getiren hayvanlardan karşılanmaktadır. İnsan gıdası üretiminde kullanılan hayvanlardan geviş getirenler, besin maddesi olarak diğer türlerin tercih etmediği kaynakları değerlendirirler. Tek mideli hayvanlardan olan kanatlılar, domuz ve balık ise yüksek sindirilebilirlik oranına sahip lif oranı düşük ve aynı zamanda insanların da tüketebileceği besin maddelerini tüketerek, besin zincirinde adeta insanlarla yarış halindedirler. Bu türler insanlarla aynı besin maddelerine (hazır karbonhidratlar, kaliteli protein, lipitler) yönelirken geviş getiren hayvanlar insanların tercih etmediği bitkisel ürünleri, cazip ve yüksek kaliteli hayvansal ürünlere dönüştürürler. Geviş getiren hayvanlara özgü rumen fermantasyonu sayesinde protein olmayan kaynaklar protein ve amino asitlere; selüloz, yağ asitleri ve enerjiye; vitamin ön maddeleri ise vitaminlere dönüştürülür.
Koyunlar geleneksel olarak yünü, derisi, sütü ve etinden yararlanılan verim yönleri çok çeşitli geviş getiren hayvanlardır. Antarktika haricinde dünyanın tüm alanlarında yaşama kabiliyeti gösteren bu hayvanlar çayır, kök, yumru, çalı, dikenli bitkiler ve bitki hayatının ilkel formlarına varana kadar her türlü organik maddeyi tüketebilirler. Hareketli dudakları, sivri çeneleri, uzun ve güçlü dilleri sayesinde eşi bulunmaz mera hayvanlarıdır. Keskin ve zırhla kaplı dişleri sayesinde bitkilerin sert gövde ve köklerini bile öğütürler, sindirirler. Bu anatomik özellikleri sayesinde zayıf meraları sığırlara oranla daha iyi değerlendirirler.
Yalnız meralarda değil, bahçe veya tarla tarımıyla birlikte entegre olarak yapılan koyun yetiştiriciliği, arazinin çok düşük maliyetlerle daha iyi değerlendirilmesi, gübrelenmesi, doğal yapısının korunması yanı sıra ekonomik değeri olan süt, et, yapağı ve deri gibi ürünler de elde edilir.
Temel Besin Maddeleri
Koyunların en temel besin maddeleri içerisinde su, enerji, protein, mineraller, vitaminler, büyüme düzenleyiciler ve yem katkı maddeleri yer alır.
Su
Bütün hayvanlar için en önemli besin maddesi sudur. Su, besin maddeleri arasında verim ve yaşamı devamını en çabuk ve doğrudan etkileyen maddedir. Bu yüzden yeterli miktarda temiz suyun temini büyük önem taşır.
Koyunların içinde bulunduğu fizyolojik durum (gebelik, süt verimi), tüketilen yemlerin çeşidi, yemlerin içerdiği su oranı ve çevre sıcaklığı günlük su tüketim miktarını etkiler. Yazın sıcakta konsantre yem tüketen koyunların su gereksinimi baharda taze mera tüketenlerden doğal olarak fazladır.
Fizyolojik durumlarına ve iklime bağlı olarak koyunlar günde 3 litreye kadar su tüketebilirler. Yetişkin koyunlar kış mevsiminde kar yiyerek su ihtiyaçlarını giderirler. Ancak genç koyunlar bu konuda pek başarılı değildirler. Yine de eğer laktasyon ve gebelik kış dönemine rastlıyorsa koyunlara temiz ve taze su temin edilmelidir. Donmuş veya çamurlu sular, sulama için hayvanların uzun mesafeler yürütülmesi gibi durumlarda hayvanlar yeterli miktarda suyu alamazlarsa yem tüketimleri de azalır, verimleri düşer, sindirim ve üreme problemleri devreye girer. Özellikle kuzu ve genç koyunlara yeterli miktarda su temin edilemiyorsa hayvanlar daha sonra telafi edilemeyecek şekilde cüce (Kavruk, kaşektik) kalır, hatta ölebilir.
Koyunlar her zaman temiz ve taze suya ulaşacak şekilde su kaynakları bulundurulmalıdır. Su kaynakları her gün temizlenmeli, kışın donuyorsa, hayvanlara sıcak su temin edilmelidir.
Enerji
Koyunların gerek büyümesi gerekse üreme ve verim performanslarında en pahalı ve miktarı en yüksek besin maddesi olarak karşımıza enerji çıkar. Koyunların enerji gereksinimleri, cüsse, fizyolojik dönem, günlük egzersiz (yürünen yol vb.), yapağı uzunluğu, çevre koşulları (soğuk, sıcak, rüzgar, yağmur vb.) tükettikleri yemin miktarı, enerji içeriği ve sindirilebilirliği gibi faktörlere bağlı olarak değişir. İri cüsseli koyunlar diğerlerine oranla daha az enerjiye ihtiyaç duyarlar. Yakın meralarda otlatılan veya içeride bakılan koyunların enerji gereksinimleri de azdır. Kışın ise özelikle kısa yapağılı koyunların enerji ihtiyaçları yüksek olur.
Enerji, şekerler, kolay çözünen karbonhidratlar (nişasta), güç çözünen karbonhidratlar(selüloz), proteinler ve yağların metabolizması sonucu elde edilir. Kaynak olarak ot ve samanlar, tahıllar, tarımsal artık ve gıda endüstrisi yan ürünleri kullanılır. Tahıllar enerji yönünden zengindir. Bunu yağlı tohum küspeleri ve melas, daha sonra da kalitesine göre mera bitkileri ve samanlar izler.
Enerji yetmezliği koyunlara yeterli yem verilememesi ya da yemin enerji içeriğinin düşük olması durumlarında karşımıza çıkar. Bu durumda eğer varsa vücut yağ depoları devreye sokularak kullanılır, yoksa proteinler harcanır, eksiklik devam ederse hayvanlar ölür.
Tüketilen enerji kaynağının hacminin fazla olması hayvanın tüketimini kısıtlayacağından örneğin dilediği kadar koçanıyla öğütülmüş mısır yiyen koyunlarda bile enerji açlığı ortaya çıkabilir. Diğer taraftan mısır veya buğday tahıllarını aynı miktarda tüketen koyunların hızla büyüdükleri görülür.
Bu yüzden yem maddelerinin besin maddesi içeriklerinin ayrı ayrı bilinerek, kombinasyonlarının hesap edilerek hayvanlara verilmesinde yarar vardır.
Protein
Hayvansal dokuların yapı taşı proteindir. Vücut dokuların büyümesi ve yenilenmesi proteinler sayesinde olur. Koyunlar geviş getiren hayvanlar oldukları için tükettikleri proteinin kaynağından ziyade miktarı önem taşır. Eko-sistem, geviş getiren hayvanlara her türlü orijinden azotlu bileşiği rumen fermantasyonu sayesinde proteine dönüştürme yeteneği vermiştir. Koyunların yaşı ilerledikçe protein ihtiyaçları azalır. Bu ihtiyaç yaşamın belli dönemlerinde artar. Protein kaynakları; baklagil tohumları, yağlı tohum küspeleri, et unu, balık unu vb. orijinal kaynakların yanı sıra üredir. Protein temel olarak pahalı bir besin maddesi olmasına karşın orta kalitedeki meralar ve kuru otlar koyunların protein ihtiyacını karşılar. Ancak aşım, gebeliğin son altı haftası ve laktasyon dönemlerinde koyunlar protein takviyesine ihtiyaç duyarlar. Meraların yetersizliğinde de aynı durumla karşılaşılır.
Mineraller
Mineraller, yemlerde 100 ppm’den fazla gerekliyse Makro-Mineraller (Ca, Na, Cl, Mg, P, K, S), 1000 ppm’den az gerekiyorsa Mikro-Mineraller (Co, Cu, Fe, I, Mo, Se, Zn) adını alırlar. Bazı mineraller iskelet yapısında yer alırken bazıları bio-kimyasal reaksiyonlarda ve vücut sıvılarının dengede tutulmasında yer alırlar.
Tuz ve mineral maddeler hayvanların serbestçe ulaşabileceği şekilde tüm yıl boyunca sağlanmalıdır. Aksi halde, üremede aksaklıklar, zayıf ve yaşama gücü düşük kuzu doğumları, süt veriminde düşüş, bağışıklık sisteminin bozulması ve sayısız metabolik aksaklıklar ortaya çıkar. Genel olarak koyunculuk yapılan bölgelerde herhangi spesifik bir maddenin yoksunluğu görülmüyorsa ticari olarak yalama taşı şeklinde hazırlanmış bileşimler hayvanlara verilmelidir. Bu preparatlar bir kısım doğal mineral tuzların yanı sıra, selenyum, kobalt gibi çeşitli iz mineralleri de içermesi tavsiye edilir. Ülkemizin bütün bölgelerinde meralarda selenyum eksikliği bildirilmektedir.
Deniz veya göl tuzu bir Na ve Cl kaynağıdır. Kaya tuzları ise diğer pek çok minerali de içerdiğinden daha yararlıdır.
Kalsiyum kaynağı olarak kireç taşı veya mermer tozu, fosfor kaynağı olarak di-kalsiyum fosfat, kükürt kaynağı olarak sodyum sülfat kullanılabilir.
Vitaminler
Vitaminler biyokimyasal reaksiyonlarda, enerji metabolizmasında ve vücudun temel yapı taşlarının sentezlenmesinde yer alırlar. Kaliteli meralar koyunlar için gerekli olan bütün vitaminleri veya vücutta sentezlenmelerini sağlayacak ön maddeleri bulundururlar. Çeşitli nedenlerle meralardan yararlanılamıyorsa A, D ve E vitaminlerinin ilave olarak verilmesi gerekli olur. Bu amaçla pratik olarak eksikliğinden kuşku duyulan vitaminler hayvanlara ilave olarak yemlerine katmak veya enjeksiyon şeklinde verilmelidir.
Yüksek enerjili konsantre yemler tiamin gereksinimini artırır ve hayvanlarda sinirsel semptomlarla ortaya çıkan beyin ödemleri oluşur (Encephalomalacia).

Büyüme düzenleyiciler ve yem katkı maddeleri
Bir kısım antibiyotikler ve iyonoforlar, sentetik hormonlar koyun beslemede kullanılmaktadır. Hormonal etkiye sahip ajanlar veya rumen fonksiyonu düzenleyiciler de bu grupta anılırlar.
Bazı gizli seyreden hastalıkların önlenmesinde veya yemden yararlanmayı artırmak, büyümeyi düzenlemek amacıyla, klor-tetrasiklinler, lasalosid, büyüme hormonu veya östrojenler kullanılmasına karşılık, yan etkileri günümüzde tam olarak aydınlatılamamış ve ekonomik olmayan bileşimlerin kullanılması önerilmez.

Koyun Besleme
Beslenme koyunların sağlığı, büyümesi ve üremesi ve diğer verim özellikleri üzerinde doğrudan etkilidir. Yem giderleri hayvansal üretim girdilerinin 2/3 ünden fazlasını teşkil eder. Bu nedenle besleme konusuna en üst seviyede önem verilmelidir. Koyunların besin maddesi ihtiyaçları; yaş,vücut ağırlığı ve içinde bulunduğu fizyolojik durumlara (gebelik, laktasyon vb.) göre değişir. Koyunların temel olarak ihtiyaç duydukları besin maddeler; 1. Su, 2. Enerji, 3. Protein, 4. Vitaminler, 5. Mineraller`dir. Kışın meraların karla kaplı olmadığı zamanlarda koyunlar meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzulara hızlı büyümelerini sağlamak için yüksek enerji ve proteinli yemler verilmelidir. Büyüme dönemindeki kuzular için en ideal beslenme kaynağı, yoncagil ve baklagillerin karışık yetiştiği meralardır.
Meralama döneminde koyunlar ihtiyaç duydukları besin maddelerini meralardan karşılarlar. Bir kısım mineraller ve tuz ise tüm yıl boyunca ilave olarak verilir. Meralar zayıfladığı zaman ise saman vb. kaba yemlere ilave olarak tahıl vb konsantreler, hayvanların içinde bulunduğu fizyolojik durumun gerektirdiği miktarlarda verilir. Kış süresince alanlar karla kaplı olmadığı zamanlarda bile çıplak görünen meralara çıkarılan koyunlar yiyecek bulur ve gereksinimlerini karşılar. Kışın doğan kuzularda hızlı bir büyüme elde edilmesi isteniyorsa, yüksek enerji ve proteinli kesif yemlere başvurulabilir. Yoncagil ve buğdaygil türevi otların karışık olarak yetiştiği meralar koyunlar için ideal besin maddesi kaynağıdır. Temiz ve taze su, hayvanlara sürekli olarak sağlanmalıdır.

Anaç Koyunların Beslenmesi
Koyunları vücut ağırlıkları, bütün yıl boyunca üreme safhasına göre değişimler gösterir. Besin maddesi gereksinimleri, yaşama payı düzeyindeyken en düşük, gebeliğin başlangıcından sonuna doğru giderek yükselir, laktasyon döneminde ise en yüksek seviyeye çıkar. Başarılı bir yemleme stratejisi izleyebilmek için şu üç dönemde koyunların canlı ağırlık ve kondisyon skorlarının (KS) bilinmesi gereklidir: 1. Aşımdan 3 hafta önce, 2. Gebeliğin ortasında, 3. Kuzular sütten kesileceğinde. Kondisyon skorunun belirlenmesi, hayvanların bel bölgesinin elle yoklanarak yağ oranının göreceli olarak tayinidir. Koyunların beslenme düzeyinin tayin ve takibi için en iyi yöntemdir. Kondisyon skoru değerleri 0`dan 5`e kadar değişir. 0 aşırı zayıf, 5 ise aşırı yağlıdır. İdeal olan KS değeri sütten kesmede 2.5, kuzulama döneminde ise 3.5`tir. Gerektiğinde zayıf koyunlar ayrılarak ilave enerjili yemler vermek suretiyle kondisyonları arttırılır. Bunun tersine, aşırı yağlı olanlar da yine ayrılarak kısıtlı yemlemeye tabi tutulurlar. Ancak yağlı hayvanların üreme performansında karşılaşılan sorunlar, zayıf olanlarınkinden daha azdır. Aşımdan iki hafta önce ve aşımı izleyen iki hafta süresince koyunlar varsa kaliteli meralara alınmalı ya da 400-500g arpa verilerek takviye edilmelidir. Bu uygulamaya flushing adı verilir ve kuzulama oranını %10-20 artırdığı bilinmektedir. Flushing, kondisyonu orta düzeyde olan koyunlar üzerinde daha etkilidir. Erken veya sezon dışı kuzulatmada etkili olur. Böylece meraların maksimum kalitede olduğu dönemlere kuzuların sütten kesilme zamanı rastlatılarak verim arttırılır. Doğum sonrası ölümlerin çoğu, doğumu izleyen ilk 25 gün içerisinde kötü beslemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle aşımın iki hafta öncesinden başlayıp doğum ve sütten kesmeye kadar koyunların beslenme rejiminde ani değişiklikler yapılmamalı, besleme kısıtlamasına gidilmemelidir. % 50 den fazla yoncagil bulunan meralardan aşım döneminde uzak durulmalıdır. Çünkü yoncagiller içerdikleri yüksek orandaki östrojen hormonu nedeniyle gebe kalma oranını düşürürler. Aşımdan sonra, kuzulamadan altı hafta öncesine kadar koyunlar kalitesi yüksek olmayan meralarda tutulabilir, kuru ot veya samanla beslenebilirler, zira bu dönemde fetal büyüme ve koyunun ihtiyaçları minimum düzeydedir. Gebeliğin son altı haftasından doğuma kadar olan dönemde fetus doğum ağırlığının 2/3 ü kadar büyür. Bu dönemde özellikle 1`den fazla fetus taşıyan koyunlarda rumen kapasitesi de sınırlanır. Bu nedenle koyunlara gebeliğin son 6 haftalık döneminde normal beslemeye ilave olarak 400-500 g arpa verilmesi gebelik toksemisi, düşük canlı ağırlıkta doğan yaşama gücü düşük kuzu doğumu, ve düşük süt verimi gibi olumsuzlukları önler. Ancak bu dönemde fazla miktarda tahıl vb. konsantrelerin verilmesi güç doğumlara yol açabilir. İlave yemleme yapılırken en az 1 haftalık alıştırma dönemine uyulması ve miktarın üstüne çıkılmaması önemlidir.

Kuzulamadan sonra koyunların enerji ve protein ihtiyaçları % 30 – 55 artar. Bu ihtiyaçlar sağlanamazsa canlı ağırlık kaybı, düşük süt verimi, yavrularla ilgilenmeme ve kuzuların büyüyememesi gibi durumlar ortaya çıkar. Özellikle çoklu doğumlarda artan protein ihtiyaçları için takviye yapılmalıdır. Eğer yeterli miktarda yoncagil bitkiler temin edilemiyorsa, değişik protein kaynaklarına yönelinmelidir. Genel bir kural olarak, her kuzu için anne koyunlara 350 g kesif yem veya 400-450 g tahıl verilir. Koyunlar kuzu sayılarına göre (ikiz, üçüz) gruplara ayrılarak yemlenirse az veya çok yemleme olasılıkları ortadan kalkar. Tabloda, koyunların canlı ağırlıklarına göre ihtiyaçları özetlenmiştir. Koyunların ihtiyaçları ve yem maddelerinin içerikleri bilinirse verilecek yemler gerektiği şekilde hayvanlara verilir.

Kuzuların Beslenmesi
Kasımdan Şubat ayının başlarına kadar doğan kuzularla baharda doğan kuzuların yemleme programları farklıdır. Kışın doğan kuzulara fazla miktarda yem verilmesi gerekirken, baharda doğan kuzular meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzuların bir haftalık olmasından itibaren kaliteli kaba ve kesif yemlere rahatça ulaşması sağlanmalıdır. Kullanılan kesif yemin %18-20 protein içermesi, selüloz düzeyinin düşük, enerji düzeyinin yüksek olmasına dikkat edilmelidir. Kuzu rasyonlarına katılacak olan proteinlerin doğal kaynaklı olması gerekir. Kuzuların rumen faaliyetleri tümüyle gelişmediğinden üre gibi kimyasal bileşimler sindirilemez ve zehirlenmeler ortaya çıkabilir. Kuzuların kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum rasyona %1 oranda kireç taşı veya mermer tozu katılarak sağlanabilir. 2/1 Ca/P oranı doğru sağlanamazsa oluşan idrar taşları kuzularda ölümlere yol açabilir. Kuzuların kesif yemlerle beslenmesi gerektiğinde dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır; 1, Kuzuların tutulacağı alan anaç koyunlara yakın olarak belirlenmelidir, 2. Barınağın her iki ucunda ve yanlarında giriş-çıkış yerleri olmalıdır, 3. Barınak her zaman temiz ve altlıklı olmalıdır, 4. Barınağın aydınlık olması için güneşten yeterince yararlanmalı gerekiyorsa yapay ışık kaynağı kullanılmalıdır, 5. Taze ve temiz su sürekli sağlanmalıdır, 6. Yemlikler kuzuların üstüne çıkamayacağı şekilde tasarlanmalıdır. Her kuzu için en az 8-10 cm yemlik uzunluğu sağlanmalıdır.

Kışın doğan kuzular 2 aylık olunca sütten kesilip büyütme yemine alıştırılmalıdır. Kuzu büyütme yemleri % 16’dan az protein, içermemelidir. Kuzular 25 30 kg’ı geçince protein oranı %14 e düşürülebilir. Kuzuların yemden yararlanma oranı 2 kg yem /kg CAA dan 3.5-4.5 yem /kg CAA’ a kadar değişebilir. Öğütülmüş mısır, silaj veya üre kuzular 25 kg oluncaya kadar verilmemelidir. Arpa ile birlikte üre-kükürt solüsyonu verilerek 25 kg’ın üzerindeki kuzular beslenebilir. Bu amaçla 644 g üre ile 133 g sodyum sülfat 2 L sıcak suda eritilerek yemlemeden hemen önce 18 kg arpa ile karıştırılırsa, yaklaşık % 20 ham proteinli ekonomik yem elde edilmiş olur. Üre-kükürt solüsyonu stok olarak ta hazırlanabilir, ancak arpa ile karışım, yemlemeden hemen önce yapılmalıdır.

Koçların Beslenmesi
Koçlar aşım sezonuna gelmeden önce kondisyon skorları 2.5-3 olmalıdır. Koç katımı esnasında koçlar yem yemeye çok az vakit ayırırlar. Bu nedenle vücut ağırlıklarının yaklaşık % 12 sini kaybederler. Kötü besleme, koç ölümlerinin başta gelen sebeplerindendir. Koyun endüstrisi, eski yerel ve küçük cüsseli ırk veya sürüler yerine daha iri ve verimi yüksek koç ve koyunlara yöneldiğinden, gerek koçların seçimi ve gerekse yüksek döl verimi elde edilebilmesi için besleme düzeyi büyük önem taşır. Pek çok durumlarda, meralar arzu edilen kalite ve miktarda olsa bile koçların aşım dönemindeki ihtiyaçları için elde edilmesi gereken kondisyonun sağlanmasında yeterli olmaz. Zayıf koçlara ilave olarak mısır buğday veya arpa gibi enerji bakımından zengin tahıllardan günde 150 g normal rasyona ilave edilerek aşım öncesi gerekli vücut skoruna ulaşılmalıdır. Bu uygulama aşımdan 50 gün kadar önce başlatılarak % 10 canlı ağırlık artışı sağlanır. Aşım öncesi ve aşım sırası dönemleri haricinde mera veya kaliteli kaba yemler koçların beslenmesinde yeterli olur. 2-3 kg kaliteli kuru yonca 60-70 kg’lık damızlık koçların ihtiyacını karşılar. Hayvanların serbest olarak yem, su ve yalama taşlarına erişebilmeleri sağlanmalıdır.

Koyun Yemleri
Mera

Daimi meralar, koyun beslemenin temelini oluşturur. Entansif koyun besleme yani koyunların kapalı mekanlarda tutularak yemlerin dışardan temin edilip hazır halde hayvanların önüne verilmesi, extansif yani meralardan maksimum yararlanma temeline dayalı üreticilik kadar karlı olmaz. Yeterli miktarda kaba yem bulunduğu zamanlarda koyunlar tuz ve mineral madde haricindeki besin maddesi ihtiyaçlarını sağlayabilirler. Koyunlar otlarken yeşil ve bol yapraklı taze bitkileri, kartlaşmış olanlara tercih ederler. Meraların elverişliği bütün yıl boyunca aynı olmaz. Merada yetişen bitkilerin %80’lik kısmı bahar mevsiminde gelişir. Meralar aşırı şekilde yıpratılmadan dönüşümlü olarak kullanılırsa, bütün yıl boyunca kullanılabilir. Meraların aşırı otlatılması iç-dış parazitlerle bulaşık hale gelmesine ve hayvanlarda performans düşüklüğüne, meraların verimsizleşmesine ve giderek elden çıkmasına yol açabilir. Meralar eğer biçilerek stoklanıyorsa, biçilen alanlar en az 3-4 hafta dinlendirilmelidir. Baharda yetişen meraların üçte biri biçim için koruma altına alınarak kışlık stoka ayrılmalıdır. Mera rotasyonu için bitkilerin vejetasyon hızına göre 10-12 günlük peryodlar belirlenebilir.

Kaba Yem ve Samanlar
Koyunların aşım, gebeliğin son dönemleri ve laktasyon gibi besin maddesi gereksinimlerinin maksimum düzeyde olduğu dönemler haricinde orta veya düşük kaliteli samanlar verilebilir. Özellikle kuzulama sonrası koyunların artan protein ihtiyaçları, meraların yeşermesi göz önünde bulundurularak ayarlanmalıdır. İkinci biçim karışık mera otu yonca samanı vb’lerinden daha ekonomiktir. İşletmeye dışarıdan kaba ve kesif yem almak yerine öncelikle yerel olarak temin edilebilecek yem maddeleri değerlendirilmelidir. Yonca samanı özellikle laktasyonun son döneminde çok yararlıdır. İleri gebelik döneminde çok fazla yonca samanı kullanılması durumunda vajinal prolapsus, yavru atma yada süt humması ortaya çıkabilir. Kullanılan kaba yemlerin toz ve küf içermemesi gerekir. Gebeliğin son döneminde çok miktarda kaba yem tüketilmesi, rumendeki aşırı hacim nedeniyle üreme organlarına basınç oluşturarak yavru atma veya prolapsuslara yol açabilir. Yonca unu tüketen koyunların süt hummasına yakalanma olasılıkları, saman tüketenlere oranla daha yüksektir. Yonca kalsiyum yönünden zengin olduğu için, koyunlar artan Ca ihtiyacını, vücut Ca depolarını aktife etmeden karşılarlar. Kuzulamadan hemen sonra ise laktasyonun da devreye girmesi ile artan Ca ihtiyacı, gerekli olan Ca vücutça aktife edilemediğinden Ca yetmezliği (süt humması) olarak ortaya çıkar. Kaba yemleri zaman zaman yem kontrol laboratuarlarına gönderilerek besin madde içeriklerinin belirlenmesinde yarar vardır. Besin madde içeriklerinin bilinmesi ihtiyaçlara uygun ve ekonomik yem bileşimlerin hazırlanmasında yardımcı olur.
Kaba yemler balya haline getirilerek saklanırsa yem kayıpları önlenir. Balyaların plastikle kaplanması, üstlerinin kapatılması küflenme, sararma gibi olumsuz faktörleri ortadan kaldırır. Uygun yemlikler yapılarak, kaba yemlerin dışkı vs. ile bulaşması önlenmelidir.

Silaj
Kaliteli ve 1.5-2 cm büyüklükte kıyılmış mısır, tahıl veya çayır otu hasılı silajları koyunlara verilebilir. Silajlık hammaddelerin hasatı, depolanması ve yedirilmesi konularında gerekli özen gösterilmelidir. Üzeri iyice kapatılmamış, yeterince sıkıştırılmamış silajlarda oluşan küfler veya bakterisel oluşumlar (listeriosis) ölüme yol açar. Yemliklerde kalarak küflenmiş veya donmuş silaj her gün temizlenmelidir. Mısır silajı protein ve Ca yönünden zayıftır. Yapılan çalışmalarda her ton mısır silajına, 10 kg üre, 5 kg kireçtaşı veya mermer tozu, 2 kg kalsiyum di fosfat, 2.5 kg kalsiyum sulfat’ın silaj yapımı sırasında iyice karıştırılarak katılması halinde koyunlar için daha yararlı bir yem maddesi ortaya çıktığını bildirmektedir. Diğer bir alternatif ise, ekstra protein, Ca, P ve vitaminlerin yemliğe konulan silaj üzerine serpiştirilmesidir.
İçerdiği yüksek orandaki rutubet nedeniyle silaj, samana göre daha düşük miktarda (% 50) kuru madde içerir. Silajın hacmen fazla oluşu gebeliğin son dönemindeki koyunlar üzerinde yeterli miktarda besin maddesi tüketilememesi durumuna yol açar. Bu durumda hayvanların artan besin maddesi ihtiyaçları telafi edecek şekilde bir miktar kesif yem verilmelidir.

Tane yemler
İlave enerji veya proteine ihtiyaç duyulduğu zaman mısır, arpa-buğday gibi enerji bakımından zengin tahıllar veya nohut, fasulye, mercimek gibi proteince zengin tane yemler veya bunların yan ürünleri kullanılır. Tercih yapılırken, kullanılacak tane yemin besin madde içeriği ve fiyatı göz önünde bulundurulmalıdır. Yem maddelerinin besin değerleri Tabloda verilmiştir.

Alternatif yemler
Bazı gıda endüstrisi yan ürünlerinden şeker pancar posası, meyve posaları, yağlı tohum küspeleri, biracılık veya yağ endüstrisi yan ürünleri koyunlar için besin maddesi olarak kullanılır. Herhangi bir besin maddesi bu ikame maddelerle telafi ediliyorsa, kuru madde ve besin madde miktarı bilinerek hayvanlara verilmelidir. Alternatif yemlerden üre, sodyum sülfat veya yağların verilme hayvanların tüketebileceği miktar yönünden bazı kısıtlayıcı yönleri olduğu bilinmelidir. Protein Enerji Mineral Blokları da (PEMB) son yıllarda hem meralarda hem barınaklarda hayvanların ilave protein, enerji ve mineral madde ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde formüle edilebilen, dış koşullara karşı dayanıklı ve ekonomik alternatif konsantre bileşimlerdir.

Üre
Üre bir protein kaynağı olmamasına karşın içerdiği protein olmayan azot (NPN) rumen bakterileri tarafından sindirilip rumino-hepatik siklusa katılarak proteine dönüştürülür. Hayvanlara üre mısır, buğday, arpa gibi yüksek enerji değerli yemlerle, melas gibi kolay eriyebilen karbonhidratlı bileşiklerle birlikte verilmelidir. 100 g üre içerdiği yaklaşık %46 orandaki azot ile vücutta 281 g ham protein olarak değerlendirilir. Hayvanlara üre verilirken uyulması gereken kurallar; 1. Günlük kuru madde tüketiminin % 1 ini veya verilen konsantrenin % 3 ünü geçmemelidir, 2. Düşük kaliteli kaba yemlerle birlikte veriliyorsa, kuru maddede % 5 aşılmamalıdır, 3. Üre verilecekse mutlaka alıştırma dönemine uyulmalıdır.

Melas
Şeker pancarından şeker üretimi sırasında yan ürün olarak elde edilen melas, geviş getiren hayvanlar tarafından iştahla tüketilen ekonomik bir yem hammaddesidir. Konsantre yemlere katılarak veya üre ile karıştırılarak koyun ve sığırlara verilir. Laksatif etkiye sahip olduğundan günlük kuru madde tüketiminin %10-15 inin geçilmesi önerilmez.

Koyunların Beslenme Hastalıkları
Beslenme hastalıklar besin maddelerinin yetersizliği, fazlalığı veya yemlerde dengesiz oranlarda bulunması sonucunda ortaya çıkar. Verim düşüklüğü ve ölümlere yol açar.

Enterotoksemi
Bu hastalık barsaktaki bakterilerin toksin salgılaması sonucu ortaya çıkar. Hayvanların küflü ve bozuk yemleri veya bir defada fazla miktarda yüksek enerjili yemleri tüketmeleri sonucunda barsakta bulunan Clostridium perfringens adlı bakterinin salgıladığı toksin hızla kana karışarak akut ölümler meydana getirir. Rumen asidozis’i ve diğer zehirlenmelerle karıştırılmamalıdır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilme olasılığı vardır ancak aşılama programına uyulursa ortaya çıkması önlenebilir. 3-4 hafta ara ile yapılan 2 aşılama gerekli bağışıklığı oluşturur. Yeni doğan kuzulara doğumda, 2-3 haftalık olunca ve 5-6 haftalıkken yapılan üç doz aşı gerekli korumayı sağlar.
Ani yem değişikliklerinden yine de sakınmak gereklidir.

Kolostrum yetmezliği
Yeni doğan kuzuların doğumu izleyen birkaç saat içinde yeterince ana sütü – ağız sütü almamaları sonucu ölümler ortaya çıkar. Görülen tablo pnömoni ile karışık sindirim bozukluğudur. Yeterli miktarda ağız sütü kuzulara mutlaka içirilmelidir.

Gebelik toksemisi (Ketozis)
Gebeliğin ileri dönemlerinde ve doğum sonrası genellikle ikiz-üçüz kuzu taşıyan, çok zayıf ve çok şişman koyunlarda görülür. Ani yem değişiklikleri hastalığın ortaya çıkışını hızlandırır. Koyunların gebelik öncesi kondisyonlarının iyi ayarlanması koruyucu etki yapar. Hayvanların enerji ihtiyaçları yeterince karşılanırsa önlenebilir. Hipokalsemi ve çayır tetanisi hastalıklarından ayırdedilmelidir.

Sindirim bozuklukları
İşkembenin yeni bir yeme alışması için yaklaşık 2 haftalık bir peryod gereklidir. Alıştırma dönemine uyulmaksızın yapılan ani yem değişiklikleri rumen fonksiyonlarını bozar ve ağırlık kayıpları ortaya çıkar.

Çayır tetanisi (Hipomagnezemi)
Bahar mevsiminde taze çayırların otlanmasıyla ortaya çıkan sinirsel semptomlarla belirgin bir hastalıktır. Magnezyum yetmezliği sonucu ortaya çıkar. Hayvanlara Mg verilmesi veya toprağa Mg takviyesi yapmakla önlenir.

Zehirlenmeler
En önemlisi ani olarak, aşırı miktarda yüksek enerjili yem tüketilmesi sonucu ortaya çıkan asidozis’tir. Tedavisi çok uzun sürer ve genellikle ölümle sonuçlanır. Bu tip kazalardan kaçınmak en doğrusudur. Bazı tarım ilaçları veya yeme katılan çok miktardaki antibiyotik veya antiparaziter ilaçlar da zehirlenmelere yol açabilir.